13 Eylül 2010 Pazartesi
Hasret
...bir eylül sabahı daha ve sen hala yoksun.Olduğun diyarda mutluysan ben de mutluyum doğrusu fakat ihtimalleri var saymaya çalışan matematik yeteneğim bile aciz sensizken.Biraz önce birazcık viskinin de etkisiyle anıları uyandırdım o tozlu raflarda.Bir eylül sabahı ve bol rüzgarlı.Eminim dışarıdasındır şimdi.Kiraz kırmızısı dudak boyanla dans ediyordur güneş.Saçların hafif hafif uçuşuyordur.Suratında inceden acıklı fakat "hayat hala devam ediyor" edalarında bir gülümseme vardır eminim.Biraz sonra viski içeceksin sen de adım gibi biliyorum.Ayılmak için içerdik biz çünkü.Teselli aramıyorsundur kimsede.Kararlılığına hep hayran kaldım zaten.Şimdi sen "devam eden hayatın"la mutlusun belki ama beni merak edersen diye söylüyorum benim için hayat bir eylül sabah durdu.Durduruldu.Suçlamıyorum seni sadece ben çok zayıfım.Ne desem , ne yapsam , ne etsem de geri gelsen diye düşünmüyorum artık.Çünkü rüzgarlı bir eylül sabahı ve sen hala yoksun...
2 Eylül 2010 Perşembe
"Siz"
Kepenkleri indirilmiş , faili çoktan meşhur cinayetlerime kurban gidenlerim ! Şimdilerde adlarınızı yazıyorum her nefesimde boğulan havaya. Şatafatlı, allı pullu kalemler değil bir sigara ve bir aktivatör lazım bunun için.Tutuşturuyorum sigaramı , geçmişi , sizlere ait herşeyi.En çok da bol rutubetli tarihin kokuşmuş hücrelerinde hapsolmuş anılarınızı.Artık birinci çoğul şahıslar kullanmıyorum sizin için.Anladım geç de olsa sizi sahiplenmek bir ejderhayı evlat edinmek gibi.Hırpalamak ve hırpalanmak yok artık.Sadece sigaramı yakıyorum ve yanıyorsunuz siz fakat tüm bu sizi ve beni siktiğiniz her anıyı tarihe gömme girişimlerime rağmen kırdığınız fındığın içinin boş olduğunu gördüğünüz zaman olduğunuz gibi götüm şimdi.Evcil kelimeler sunmak isterdim size tıpkı sizin bana ebemin amını sunduğunuz gibi gümüş servis tabağında.Olmuyor.Ne de olsa temelde bana öğrettiğiniz iki şey var şu bok çukurunda.Kirlenmek ve kirletmek.Kirlenmek : adınızı her andığımda cenabet olmak.Kirletmek : siz.Adımı değiştiriyorum şimdi.Artık gerçekten "sert" değilim.Biraz kir , biraz pas , biraz da kan var her tarafta.Hala dönüyorsa birkaç çarkım paslarıma akıttığım kanlarınız sayesindedir.Sanırım size çok yüklendim ama bana herşeyin karşılıklı olduğunu da siz öğretmiştiniz."Bir yılanı rahatsız ederseniz sizi sokar.Bir "sertaç"ı rahatsız ederseniz kelimenin tam anlamıyla sizi siker."Bunu ben değil baştan üçüncünüz söylemişti ama sizler artık kasıklarımdaki kasılmalara neden değilsiniz.Peki niye sevdim sizi bu kadar ?Bilmiyorum ulan.Hani bir bilsem bazı nedenleri yaşamak herkese yazık olur belki.Her neyse bol sikişken sevdiklerim , çoğu iltihaplı bir geçmişte boğulmuşlarım ve hala can çekişen zombilerim ! 'Herşey'e rağmen sizlere teşekkür ediyorum.Çünkü artık bana birinci çoğul şahıs kullandırtmıyorsunuz.Sağolun ama bir siktirin gidin lütfen!
8 Ağustos 2010 Pazar
Bir dayanamamazlık anında neler söylerdim ?
Değişemedim işte.Tekrar yalan söyledim kendime.Konu tabi ki sensin.Öznesiz cümlelerimin gizli öznesi olan sen.Benliğimi hiçliğe iten duyarsız var oluş.Bi yoldaşın gece karanlığına fısıldadığı gerçeği kendi suratıma haykıracak kadar beni delirten sen.O yoldaş demiş ki : “ bazı Romeolar Julietleri sever.”Ama ben sadece seni haykırdım içime.Sadece seni ne bir Juliet ne bir Elizabeth sen olamaz çünkü.Benim gerçeğim de yalanım da sensin beni karanlığa itip bu melankoliyi yaratan da sensin.Her cümleyi senle bitirince sanma ki sana suç yıkıp vicdan rahatlatmaya çalışıyorum.
Hayır.O değil yapmaya çalıştığım şey.Yapmaya çalıştığım şey seni inkar edişimin keskin acılarını azaltmak.Bana bu arabesk havayı nasıl verdin bilmiyorum.Sana teşekkür mü etsem küfür mü onu da bilmiyorum.Bende kesinlik kazanan kör bir noktasın çünkü.Ölüm gibi yayıldın ansızın.En savunmasız anımda ay parçası suratını gönlüme iliştirdin.Dayanamadım.Hayır diyemedim sana her zaman ki gibi.Kendinden habersiz fethettiğin bi kalple karşı karşıya kaldın ansızın.En az senin kadar şaşkındım inan.İçimde bir kötülük de yoktu.Niyetsizce kapıldım ay suratının yansıttığı ışığa.En mahrem kişiydin hayatımda.Sana uzanırken aynı zamanda uzanan kolumu parçalamak istiyordum.
El değdirilmemesi gereken nadide sanat eserlerindendin sen çünkü.Tek dokunuşla milyonlarca parçaya ayrılacak gibiydin benim için.Napayım?Dokunmadım ben de.Gereksiz varlığımın farkına seninle daha çok vardım böylece.Sen her zaman ki gibi her şeyden habersiz bekar hayatını yaşıyordun ben senin için ölürken.Bilmemen en iyisiydi zaten.Kimlik savaşımın tarafsız kısmı olmazdın çünkü bilseydin.Seçtiğin taraf beni incitirdi mutlak.Seni kendimden saklamakla seni mi yoksa kendimi mi korudum bilmiyorum ama bir önemi de yok bu saatten sonra.Çünkü 12452413…54754689 milyonuncu kez kandırmaya çalıştım kendimi hala ilk seferki kadar amatörüm yalan söylemek konusunda.Senden habersiz seni sevdim , seviyorum
Ve senin yaktığın bu ateş bitip küllerimden tekrar doğmaya başlayacağım ana kadar da seveceğim seni.Bu benim elimde değilmiş onu öğrettin sen bana.İşte tekrar dokunuyorum pamuk tenine,tekrar bakıyorum gözlerine,sesini ezberliyorum yeni baştan.Teninin normal sıcaklığıyla tutuştuğum , yanıp kavrulduğum birisin sen.Ama habersizsin işte.Yalanlarım ve hayallerim üzerine oturmuş beni izliyorsun.Napıyor bu salak diye soruyorsun ama cevabın yok işte.Belki de var ama benim kadar cesur değilsin.Beni salak olarak görmek daha kolay senin için.Eğer öyle ise hiç de farklı değiliz o zaman.Ne kadar cesursam o kadar korkuyorum senden.Çünkü bu sensin AltınKanatlı Pegasus.
Sana dair hazin sonuma gelirken dökmem gereken daha birçok şey olduğunu fark ediyorum içimde ama bu kadarı bile yeter ve artar bir yasağı delip seni hatırlamak için.Evet yasaksın sen bana.Çünkü sen busun işte Altın Kanatlı Yasak Pegasus.Her şey için teşekkür ederim sana.Gecelerim kadar kara kalbime yılların unuttuğu bir gerçeği haykırttığın için.Dokunamadığım ve asla dokunamayacağım o ay parçası yüzüne çok çok iyi bak.Çünkü ben sadece Ay’a taparım…
Hayır.O değil yapmaya çalıştığım şey.Yapmaya çalıştığım şey seni inkar edişimin keskin acılarını azaltmak.Bana bu arabesk havayı nasıl verdin bilmiyorum.Sana teşekkür mü etsem küfür mü onu da bilmiyorum.Bende kesinlik kazanan kör bir noktasın çünkü.Ölüm gibi yayıldın ansızın.En savunmasız anımda ay parçası suratını gönlüme iliştirdin.Dayanamadım.Hayır diyemedim sana her zaman ki gibi.Kendinden habersiz fethettiğin bi kalple karşı karşıya kaldın ansızın.En az senin kadar şaşkındım inan.İçimde bir kötülük de yoktu.Niyetsizce kapıldım ay suratının yansıttığı ışığa.En mahrem kişiydin hayatımda.Sana uzanırken aynı zamanda uzanan kolumu parçalamak istiyordum.
El değdirilmemesi gereken nadide sanat eserlerindendin sen çünkü.Tek dokunuşla milyonlarca parçaya ayrılacak gibiydin benim için.Napayım?Dokunmadım ben de.Gereksiz varlığımın farkına seninle daha çok vardım böylece.Sen her zaman ki gibi her şeyden habersiz bekar hayatını yaşıyordun ben senin için ölürken.Bilmemen en iyisiydi zaten.Kimlik savaşımın tarafsız kısmı olmazdın çünkü bilseydin.Seçtiğin taraf beni incitirdi mutlak.Seni kendimden saklamakla seni mi yoksa kendimi mi korudum bilmiyorum ama bir önemi de yok bu saatten sonra.Çünkü 12452413…54754689 milyonuncu kez kandırmaya çalıştım kendimi hala ilk seferki kadar amatörüm yalan söylemek konusunda.Senden habersiz seni sevdim , seviyorum
Ve senin yaktığın bu ateş bitip küllerimden tekrar doğmaya başlayacağım ana kadar da seveceğim seni.Bu benim elimde değilmiş onu öğrettin sen bana.İşte tekrar dokunuyorum pamuk tenine,tekrar bakıyorum gözlerine,sesini ezberliyorum yeni baştan.Teninin normal sıcaklığıyla tutuştuğum , yanıp kavrulduğum birisin sen.Ama habersizsin işte.Yalanlarım ve hayallerim üzerine oturmuş beni izliyorsun.Napıyor bu salak diye soruyorsun ama cevabın yok işte.Belki de var ama benim kadar cesur değilsin.Beni salak olarak görmek daha kolay senin için.Eğer öyle ise hiç de farklı değiliz o zaman.Ne kadar cesursam o kadar korkuyorum senden.Çünkü bu sensin AltınKanatlı Pegasus.
Sana dair hazin sonuma gelirken dökmem gereken daha birçok şey olduğunu fark ediyorum içimde ama bu kadarı bile yeter ve artar bir yasağı delip seni hatırlamak için.Evet yasaksın sen bana.Çünkü sen busun işte Altın Kanatlı Yasak Pegasus.Her şey için teşekkür ederim sana.Gecelerim kadar kara kalbime yılların unuttuğu bir gerçeği haykırttığın için.Dokunamadığım ve asla dokunamayacağım o ay parçası yüzüne çok çok iyi bak.Çünkü ben sadece Ay’a taparım…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)