8 Ağustos 2010 Pazar

Bir dayanamamazlık anında neler söylerdim ?

Değişemedim işte.Tekrar yalan söyledim kendime.Konu tabi ki sensin.Öznesiz cümlelerimin gizli öznesi olan sen.Benliğimi hiçliğe iten duyarsız var oluş.Bi yoldaşın gece karanlığına fısıldadığı gerçeği kendi suratıma haykıracak kadar beni delirten sen.O yoldaş demiş ki : “ bazı Romeolar Julietleri sever.”Ama ben sadece seni haykırdım içime.Sadece seni ne bir Juliet ne bir Elizabeth sen olamaz çünkü.Benim gerçeğim de yalanım da sensin beni karanlığa itip bu melankoliyi yaratan da sensin.Her cümleyi senle bitirince sanma ki sana suç yıkıp vicdan rahatlatmaya çalışıyorum.




Hayır.O değil yapmaya çalıştığım şey.Yapmaya çalıştığım şey seni inkar edişimin keskin acılarını azaltmak.Bana bu arabesk havayı nasıl verdin bilmiyorum.Sana teşekkür mü etsem küfür mü onu da bilmiyorum.Bende kesinlik kazanan kör bir noktasın çünkü.Ölüm gibi yayıldın ansızın.En savunmasız anımda ay parçası suratını gönlüme iliştirdin.Dayanamadım.Hayır diyemedim sana her zaman ki gibi.Kendinden habersiz fethettiğin bi kalple karşı karşıya kaldın ansızın.En az senin kadar şaşkındım inan.İçimde bir kötülük de yoktu.Niyetsizce kapıldım ay suratının yansıttığı ışığa.En mahrem kişiydin hayatımda.Sana uzanırken aynı zamanda uzanan kolumu parçalamak istiyordum.



El değdirilmemesi gereken nadide sanat eserlerindendin sen çünkü.Tek dokunuşla milyonlarca parçaya ayrılacak gibiydin benim için.Napayım?Dokunmadım ben de.Gereksiz varlığımın farkına seninle daha çok vardım böylece.Sen her zaman ki gibi her şeyden habersiz bekar hayatını yaşıyordun ben senin için ölürken.Bilmemen en iyisiydi zaten.Kimlik savaşımın tarafsız kısmı olmazdın çünkü bilseydin.Seçtiğin taraf beni incitirdi mutlak.Seni kendimden saklamakla seni mi yoksa kendimi mi korudum bilmiyorum ama bir önemi de yok bu saatten sonra.Çünkü 12452413…54754689 milyonuncu kez kandırmaya çalıştım kendimi hala ilk seferki kadar amatörüm yalan söylemek konusunda.Senden habersiz seni sevdim , seviyorum



Ve senin yaktığın bu ateş bitip küllerimden tekrar doğmaya başlayacağım ana kadar da seveceğim seni.Bu benim elimde değilmiş onu öğrettin sen bana.İşte tekrar dokunuyorum pamuk tenine,tekrar bakıyorum gözlerine,sesini ezberliyorum yeni baştan.Teninin normal sıcaklığıyla tutuştuğum , yanıp kavrulduğum birisin sen.Ama habersizsin işte.Yalanlarım ve hayallerim üzerine oturmuş beni izliyorsun.Napıyor bu salak diye soruyorsun ama cevabın yok işte.Belki de var ama benim kadar cesur değilsin.Beni salak olarak görmek daha kolay senin için.Eğer öyle ise hiç de farklı değiliz o zaman.Ne kadar cesursam o kadar korkuyorum senden.Çünkü bu sensin AltınKanatlı Pegasus.



Sana dair hazin sonuma gelirken dökmem gereken daha birçok şey olduğunu fark ediyorum içimde ama bu kadarı bile yeter ve artar bir yasağı delip seni hatırlamak için.Evet yasaksın sen bana.Çünkü sen busun işte Altın Kanatlı Yasak Pegasus.Her şey için teşekkür ederim sana.Gecelerim kadar kara kalbime yılların unuttuğu bir gerçeği haykırttığın için.Dokunamadığım ve asla dokunamayacağım o ay parçası yüzüne çok çok iyi bak.Çünkü ben sadece Ay’a taparım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder